Kaymakam Köprülülü Hamdi Bey, 1888 yılında Makedonya’nın Köprülü (bugünkü Veles) kasabasında dünyaya geldi. Babası Kolağası İbrahim Bey’di; ancak küçük yaşta yetim kalınca dayısı Celalettin Bey tarafından yetiştirildi. İlk öğrenimini Köprülü’de tamamlayan Hamdi Bey, orta öğrenimini ise Üsküp İdadisi’nde gördü. Bu dönem, Sultan II. Abdülhamit’in istibdat yıllarına denk geliyor ve devrin siyasi atmosferi genç Hamdi’nin düşünce dünyasını şekillendiriyordu.
Üniversite Yılları ve Meşrutiyet’in Heyecanı
Orta öğrenimin ardından yüksek tahsil için İstanbul’a giden Hamdi Bey, Mülkiye Mektebi’ne (bugünkü Siyasal Bilgiler Fakültesi) kaydoldu. Burada okurken II. Meşrutiyet’in ilanına tanıklık etti. Yirmili yaşlarının başındaki Hamdi Bey, dönemin fikir hareketlerinden etkilenen idealist ve heyecanlı bir gençti. 24 yaşında Mülkiye’den mezun olduktan sonra Türkiye’de açılan ilk Yedek Subay Okulu olan İhtiyat Zabit Mektebi’ne girdi ve 1911’de asteğmen olarak tamamladı.
Memuriyet Hayatı ve Balkan Savaşı
Hamdi Bey memuriyet hayatına Kosova’da Maiyyet Memurluğu ile başladı. 1912’de Balkan Savaşı çıkınca yedek subay olarak orduya katıldı ve savaş sonuna kadar görev yaptı. Kazım Özalp, onu “düşünce adamıyken bir anda çetin bir savaşçıya dönüşen, gözünü budaktan sakınmayan cesur bir karakter” olarak tarif ediyordu. Savaşın ardından Edirne’nin geri alınmasıyla Edirne Polis Müdürlüğü İdari Bölüm Başkanlığına getirildi; ardından Demirköy Kaymakamlığı’na atandı.
Çeşitli Kaymakamlık Görevleri: Trakya’dan Balıkesir’e
1914’te Birinci Dünya Savaşı başladığında Hamdi Bey Demirköy Kaymakamıydı; görevli olduğu için cepheye gitmedi. 1915’te Malkara, 1916’da Keşan Kaymakamlıklarına atandı. Kısa süre sonra Balıkesir’in Sındırgı ilçesine, ardından 13 Temmuz 1917’de Edremit Kaymakamlığı’na nakledildi.
Edremit’te İz Bırakan Hizmetler
Edremit’te görev yaparken, kasaba halkının ve öğretmenlerin desteğiyle Edremit Darüleytam’ı (Yetimler Yurdu) kurdu. Görevden ayrıldığında burada 105 şehit çocuğu barınıyordu. Aynı binanın bir odasında 25 Nisan 1918’de Edremit İdman Yurdunu kurdu. Ayrıca basımevi kurulmasına öncülük etti, gazete çıkarılmasını sağladı, kasabaya elektrik getirilmesi için etütler yaptırdı, imar planı çizdirdi ve kanalizasyon çalışmalarını başlattı. Henüz 29 yaşındaki genç kaymakam, bulunduğu her yere dokunan, üretken ve yenilikçi bir idareci olarak tanınıyordu.
Görevden Alınışı ve Kuvayı Milliye’ye Katılışı
9 Nisan 1919’da Damat Ferit tarafından görevden alındı. Bir süre Ayvalık’ta Ali Çetinkaya’nın yanında, ardından Burhaniye’de kaldı. Daha sonra Balıkesir’de kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde aktif olarak çalışmaya başladı. Cemiyet adına Biga ve Yenice bölgelerinde önemli görevler üstlendi. Bu çalışmaların en bilineni, Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta da anlattığı Akbaş Cephaneliği Baskını’dır.

Akbaş Cephaneliği Baskını: Anadolu Direnişinin En Cesur Hamlelerinden Biri
İzmir’in 15 Mayıs 1919’da işgal edilmesinin ardından, Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde çeşitli direniş cepheleri kurulmuştu. Ancak cephane ihtiyacı kritik seviyedeydi. Gelibolu’ya yakın Akbaş Cephaneliği’ndeki mühimmatın alınması fikri, Kazım Özalp ve Köprülülü Hamdi Bey tarafından gündeme getirildi. Bölgedeki keşifleri Dramalı Rıza Bey yaptı; baskın planı büyük titizlikle hazırlandı. 26 Ocak 1920 gecesi Dramalı Rıza Bey ve 30 kişilik ekibi cephaneliği bastı. Senegal askerlerinden oluşan Fransız birliği direnemedi. Mavnalara yüklenen silahlar, İngiliz devriye gemilerine yakalanmadan Anadolu kıyısına taşındı. Hamdi Bey, İngiliz komutanına “Garnizonu 200 kişiyle bastım; askerlerin direnme şansı yoktu” şeklinde bir mektup bıraktı. Bu baskın, Milli Mücadele’nin en cesur lojistik hamlelerinden biri olarak tarihe geçti.
İsyanlar, Kaos ve Ölüm: 34 Yaşında Şehadet
Anzavur Ayaklanması’nın büyüdüğü günlerde Hamdi Bey, Yenice’deki cephaneyi kurtarmak amacıyla Biga’dan ayrıldı. Ancak yolda, Yukarı İnova köyünde Gavur İmam’ın çete reislerinden Hacıoğlu tarafından yakalandı. İşkence edilerek Biga’ya götürüldü. Kırkgeçit mevkiinde Hacıoğlu tarafından öldürüldü. Sözleri tarihe geçti:
“Kuvayı Milliye yalnız ben değilim. Kuvayı Milliye bütün milletindir. O ölmeyecektir.”
Cesedi iplerle sürüklenerek teşhir edildi ve beş gün sokakta bırakıldı. Kimse sahip çıkmaya cesaret edemedi. Ancak Bandırma’dan gelen şikâyetler üzerine 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzettin Paşa şehitleri toplatarak eski mezarlığa defnettirdi. Hamdi Bey, 34 yıllık ömrüne idarecilik, fedakârlık ve büyük cesaret sığdıran bir Kuvayı Milliyeci olarak tarihe geçti.